Cunda gezimizden kısa kısa notlar

2
67

 

Filmlerde, dizilerde görünce masmavi, çiçekli harika bir yer diyorsun. E öyle olunca da araştırmaya başlıyorsun Cunda’da hangi otelde kalınmalı? Cunda’da nerede yemek yemeli? Cunda’da yapılacak şeyler neler? Araştırmaya başlayınca belli başlı şeyler çıkıyor karşına neredeyse bütün sayfalarda aynı şeyler. Ama ben ezberin ötesine çıkartıyorum sizleri. Hiç bir şey o okuduğunuz yazılardaki gibi değil. Nerede ne yemeli kısmının hepsine katılmıyorum. Nedenlerini açıklayacağım yeri gelince ancak biraz Cunda’dan bahsedelim…

Cunda’da kaldığımız otelin yanındaki bir evde yaşayan bir kişiyle tanıştık onun anlatmasına bakılarak Cunda’ya Balkanlar’dan ve Yunanistan’dan göçmenler getirilmiş. Onun tabiriyle de ‘Aha burası sizin nereye nasıl ev yaparsanız yapın.’ denmiş. Zamane insanları su var ne yapsınlar evlerini elleriyle yapmışlar. Yüzyıllık evler var Cunda’da. Hakiki Rum evlerinden bazıları aldığım bilgilere göre bunlar…

Bir de taş yollar var. Bu yollar da yine Rum kültürünün bir parçası. Kaldığım Cunda The Lara Otel’in bulunduğu sokak da dahil yukarıya doğru bu eski taş sokakları görmek mümkün. Tavsiyem kesinlikle spor ayakkabı giymeniz. Çünkü terlik hele ki topuklu ayakkabı bileklerinizi yorabilir. Yollar çok güzel yanlış anlaşılmasın. Yaşanmışlık kokuyor resmen. Nasıl bir havası var teneffüs etseniz dersiniz ki cennet sanki burası. Hele ki sabah saatlerinde indiyseniz bizim gibi horozlar öter, kuşlar yarışır cıvıldamak için bir yandan köpekler…

Evet bu konuya değinmeden geçmeyelim. Cunda’da sayısız sokak köpeği ve sokak kedisi var. Korkmayın hiç birinin kimseye zararı yok. Gece gündüz demeden istediğiniz sokaktan yürüyebilirsiniz. Her saati ayrı güzel o tarihi taş sokakların. Her sokakta da tarihi evler var. İlk günü Cunda’yı gezmeye ayırın ve spor ayakkabınızla bütün Cunda’yı turlayın. Hiç öyle lüks oteller, süslü püslü evler yok. Sadece çiçeklerle, sarmaşıklarla bezenmiş evler ve otantik taş oteller var. Bizim kaldığımız otel yukarıda bahsettiğim göç zamanında şimdiki sahiplerin anne babası tarafından yapılmış bir ev. Otele çevirmişler ve çok güzel olmuş. Otel sahibi Meral Hanım ‘bir tane banyo yokmuş kaynanam otururken şimdi bir sürü banyo ve tuvalet var.’Diyor.

 

 

 

Biz dizilerden filmlerden Cunda’nın masmavi denizini yemyeşil güzel sokakların görüyoruz ama oradaki yaşanmışlıkları ancak orayı ziyaret edip havasını soluduğumuzda hissedebiliriz. İnsanlarıyla konuşarak anlayabiliriz.

Cunda çok kuralları olan bir yer aynı zamanda. Bu benim yorumum ama ahlak kurallarına, yaşam alanı saygısına, hoşgörüye çok önem veriyorlar. Esnaflar sadece bir para olarak görmüyor sizi. Memnu ayrılmanız için her şeyi yapıyor. Bunu ilke edinmişler. Bir tane dilenci veya çiçek satmaya çalışan, mendil satmaya çalışan birisi yok. Bunu yadırgamıyorum. Ancak gittiğimiz diğer tatil yerlerinde çiçek almayınca beddua eden insanları görünce böyle bir kıyaslama yapıyorum gayri ihtiyari. Simit satanı kendi halinde, badem satanı kendi halinde… Hiç kimseye ısrar etmiyorlar almak isteyen alır mantığındalar. Paragöz değiller hiç. Bana yansıyanlar bunlar. Gerçekte de böyle olduğunu düşünüyorum.

Cunda notlarım böyle şimdi gelelim asıl meselelere size daha faydalı olacak bilgilere.. J

Cunda’da nerede, hangi otelde kalınır?

Bize instagram hesabımız üzerinden 5 otel misafir olarak almak için teklifte bulundu. İlk mesaj atan ve yeni açılan otel olduğu için Cunda The Lara Butik Otel’i seçtik. Ben otellerde otantik konseptleri seviyorum. Bu otele karar vermemde en büyük etken bu oldu. Genel mistik havasını çok beğendim ama gidip bir de yerinde görmem gerekirdi. Oteli Meral Hanım ve eşi Basri Bey işletiyor. Çocukları da onlara destek oluyor. Evlerini otele çevirmişler ki bu büyük fedakarlık. O kadar güzel manzarası var. O kadar güzel bir havası var ki evin. Benim evim olsa kıyamazdım herhalde. Onlara bizimle ve bütün misafirlerle bu güzel manzarayı ve evlerini paylaştıkları için teşekkür ediyorum.

Manzarası, odalar, temizlik on üzerinden on. Konumu harika çünkü Cunda merkezine beş dk bile değil. Bu çok büyük nimet gittiğinizde anlarsınız. J diğer oteller çok uzak minibüse binmek gerekiyor. Yazın kalabalık olduğunu düşününce minibüse binmek istemem şahsen. O yüzden hangi oteli seçerseniz seçin merkezde olması şart. Cunda The Lara Butik Otel’in terası akşam saatlerimizi geçirdiğimiz güzel bir mekan oldu. Otel bu kadar. Dahası anlatılmaz yaşanır.

Aaa unutuyordum. Mayki…

Yüzümde gülümsemelere sebep oluyorsun Mayki eğer izin versen seni hamur gibi yoğurmak öpmek isterdim. J Güzel butik otelin koruması Mayki herkese meydan okuyor. Bize alışmıştı baya konuşuyorduk.

Bilgi almak isterseniz otelin resmi instagram hesabından bilgi alabilirsiniz.

Cunda’da kesinlikle gezilmesi gereken yerler

Nasıl bir sıraya göre yazsam bilemedim. Yukarıdan aşağı doğru yazıyorum. İstediğiniz gibi gezin.

1- Yel değirmeni: Manzarası harika. Yel değirmenini içerisi kötü durumda bakımsız ve çöpler var. Manzarası her şeye bedeldir. Çok eski bir yapı ve böyle olması üzücü. Yine de bütün turistlerin ilk uğrak noktası yel değirmeni oluyor. Sizde kesin gidin bir fotoğrafım yok demeyin.

2- Sevim ve Nejdet Kent Kitaplığı: bir sürü kitabın ilk basımlarından tutun ne ararsanız kitaplar mevcut. Yine bir tepede ve manzarası harikadır. Kitabını al önündeki Nostalji Kafe’de oku. Rüzgâr da yüzüne püfür püfür dokunsun.

Not: Burada araya not yazmam gerekecek. Çünkü buradan aşağı inerken olabildiğince bütün sokakları gezmeye çalışın. Yukarıda bahsettiğim Rum evlerini ve Rum sokaklarını görmeniz mümkün.

3- Rahmi Koç Müzesi: Bu müzede her şeyin minyatür hali bulunuyor. Ben eserlerden anlamam ancak bu bina da daha dışından gördüğünüzde size ‘ben bir tarihi eserim’ diye bağırıyor. Duymamak mümkün değil. İçeride bulunan ve benim dikkatimi çeken birkaç parça

4- Cunda Karadeniz Pastanesi: @simdiburadaolsak hesabımızda anket yaptım. Fonda Aux Champs-Elysees Fransız şarkısı çalıyor. Mekân mı, müzik mi diye sordum. Kazanan mekân oldu. E hal böyle olunca burada paylaşmak zorundayım. Aşağıda fotoğrafını bırakıyım. Damla sakızlı bir kurabiye yiyin bir de çay fazlasına gerek yok. Herkes burada fotoğraf çekiniyor gidiyor. Kardeşim otursana bir mekânı solu, havasını çek. Fotoğraf da çekersin. Yaşayın biraz.

5 -Sahilde Dondurma: Karadeniz Pastanesine gittiniz aradaki güzel mekânları da geçtiniz ise artık sahile inebilirsiniz. Bir sürü dondurma yemek için mekân var. İnternete giriyorsun herkes birbirinden almış bilgileri sende inanıyorsun Dondurmacı Cemal’e gidiyorsun. Hiç güzel değil yahu. Neyini yazıyorsunuz anlamıyorum. Damak tadı bir şey diyemem ancak daha sonra yediğimiz dondurma ondan çok daha iyiydi. Yerin adını bile hatırlamıyorum ancak yine sahilde bir yerdi. Öğrenince buraya yazarım.

6- Taş Kahve: işte çay içmek için harika bir yer. Çayı da hakiki demdir. Adalara doğru yudumla çayını. Rüzgârla güzelliklere dal. En çok çay içtiğimiz tatil oldu.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yapınız
Lütfen adınızı giriniz

Enter Captcha Here : *

Reload Image